Otizm ve Müzik

Yaklaşık 18 yıldır üzerinde çalışmış olduğum Otizm’ li bireylerde müzik eğitimi konusu ile ilgili yüzü aşkın çocuk üzerinde birebir dersler yaparak bu konuda ki gelişimlerinin yanı sıra sosyal yaşamdaki etkilerini tespit ettim. Artık sizlerin de bildiği gibi Otizm’ li bireylerde müzik eğitimi olmasa olmazların başında geliyor.

Kendi sanat atölyemde bu çalışmalarıma devam etmemin yanı sıra sizler gibi bu konuya gönül vermiş kurum ve kuruluşlarla da birlikte çalışarak bilgi birikimlerimizi birleştirmek ve bu özel çocuklarımıza daha faydalı çalışmalarla katkı sunmak isterim.

Her geçen yıl Otizm’ li bireylerin artarak çoğalması bu konuda daha profesyonel bakış açısı ile çalışmamız gerektiğinin bir göstergesi olarak önümüze çıkmaktadır.

Bu çocuklarımızla çalışacak öğretmenlerimizin konuya hakim olmaları açısından araştırmacı, kendini geliştiren ve sevgi dolu olmaları gerekmektedir.

Yani Otizm’ li çocuklarla çalışacak öğretmen, önce kendisini bu konuda eğitmeli ve çok çalışmalıdır. Aksi takdirde eğitimsiz bir kadronun başarılı olması ve çocuklarımıza faydalı olması mümkün değildir.

Çok kısaca müziğin bu konuya yapabileceği katkı ve etkileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Otizm’ de Müzik Neden Önemli ?

Otistik çocukların müziğe ve müzik terapisine özellikle duyarlı oldukları sıklıkla rapor edilmiştir. Müziğin kullanımı otistik çocukları motive etmek ve sosyal zamanlarındaki temel boşluğu doldurmak açısından uygundur. Bu açıdan bakıldığında müziğin işlevi sosyalleşmeyi sağlayarak bireyi topluma kazandırmaktır. İşitsel bir uyaran olarak müzik otistik çocukla iletişim kurmak için iyi bir yoldur. Dış seslere karşı tepkisiz kalan bir çocuk, müziksel seslere karşı aşırı duyarlılık gösterebilir. Duyular arası bir bütünlük kurmak için müzik kullanılabilir. Müziğin otistik çocukların iletişiminde ve eğitiminde eşsiz bir yol olduğunu, tedavi ve öğrenim aracı olarak etkililiğinin iki farklı terapi ve eğitim çerçevesi sağlayabilme yeteneğinden geldiğini söyleyebiliriz. Müzik tutarlı, kararlı ve tahmin edilebilir bir çevre oluşturur. Güncel bir şarkının melodisi, armonisi ve ritmi, stresli ya da yabancı bir ortamda çocuğun rahat etmesine yardımcı olur. Müzik aynı zamanda sınırsız bir esneklik de sağlayabilir. Zaman zaman çocukla birlikte değişir, çocuğun davranış ve duygularını yansıtabilir. Otistik çocuklarda müzikle etkileşim terapisi etkileşimsel oyunlar çerçevesinde düşünülür. Bu aynı zamanda normal çocukların dil gelişimleri ile de paralellik gösterir. Otistik çocukların aileleri onlarla iletişim kurmaya çalışsalar da sözlü diyalog kuramazlar. Müzikal etkileşim terapisi bilişsel ve motor becerilerin gelişmesinde etkilidir. “Normal çocuklar oyunlarla gelişme gösterirler. Müzikal etkileşim terapisinin amacı, davranışları ve çocukların algısını geliştirmektir, müzikal diyaloglar yaratarak çocuğun aile ve çevre ile olan etkileşimini artırmaktır. Müzik genellikle otistik çocukların sosyal durumları anlamasına yardım eder. Müzisyenin amacı çocuğa iletişim tecrübesi vermektir ve çocuğun hareketlerini dengelemektir. Müzisyen, çocukla iletişim kurmak için bir yapı iskelesi oluşturur. Literatür kapsamında otistik çocuklarla müzik terapi üzerine yapılan araştırmaların iki grup altında toplandığı görülür:

a)     Müzikal duyarlılığın artıp artmadığını gözlemlemeye yönelik yapılan araştırmalar. (Algılama üzerine odaklanan araştırmalar)

b)     Müziğin etkisiyle sosyal davranış değişimini üzerine yapılan araştırmalar.

Müzikal duyarlılık üzerine yapılan araştırmalar psikolojik-nörolojik araştırmalar kapsamında değerlendirilir. Genel olarak bütün araştırmaların çıkış noktası otistik çocukların müziğe karşı olan aşırı ilgileridir. Bu aşırı ilgi, yüksek fonksiyonlu otistik çocuklarda yüksek müzikal algıyı da beraberinde getirir. Yapılan müzik çalışmaları ve çalgı eğitimi ile müzikal algı üzerine odaklanılır. Yapılan kimi çalışmalarda mutlak kulak özelliğine sahip olan otistik çocuklara rastlanır, bu çocuklar belirli bir frekansı olan her sesin nota karşılığını söyleyebilme yeteneğine sahiptirler. Sonuç olarak müzikal duyarlılık üzerine yapılan araştırmalar nörolojik araştırmalar kapsamında düşünülür. Müziğin etkisiyle sosyal davranış değişimi ve müziğin tedavi edici etkisi üzerine yapılan araştırmalarda, herhangi bir şekilde müzikle ilişkilenen otistik çocuğun problem davranışlarının seyri takip edilir. Aynı zamanda otizmin belirtileri olan; sosyal iletişim zorluğu, göz teması kuramama vb. hastalığa özgü problemleri azaltmak için müzik terapiden faydalanılır. Bu çalışmaların ortak özelliği çocuğun sosyal iletişim sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik konuları ele almasıdır.

 

Bu konu ile ilgili son bir yıl içerisinde öğrencilerimle yapmış olduğum bazı etkinlikleri sizlerle paylaşmak isterim.

TED KOLEJİ ANKARA

Otizm ve Müzik Konulu Seminer ve Esra Nazlı Doğan Piyano Dinletisi

  

 

Fazıl Say Ankara Konseri’ nde Esra Nazlı Doğan sahne alarak muhteşem bir performans gösterdi.

Atölyemde Müzik Var Konulu Mavi Sahne Ankara ‘ da Dinletimizden.

 

 

 

CKM Kültür Merkezi Ankara Ege Akpoyraz ve Ahmet Yalçın Piyano Dinletisi.

 

CKM Kültür Merkezi Ankara Güneş Çevik Piyano Dinletisi

 

CKM Kültür Merkezi Özlem Deniz Keman Dinletisi

Bireysel ve Grup Derslerimizden

 

Birlikte yapacağımız çalışmalarla bu özel çocuklarımıza güzel katkılar vereceğimizi düşünüyorum.

Saygılarımla

Ersan Petekkaya

YORUM EKLE veya YORUM OKU

 

Atatürk ve Sanat

Atatürk, sanatı seven, sanatçılara değer veren ve onları destekleyen bir devlet adamıdır. Çocukluğundan itibaren sanata ilgi duymuş ve sanatın bazı dallarıyla çok yakından ilgilenmiştir. Gençliğinde şiir ve edebiyata yakınlık duymuş, Namık Kemal'in şiirlerini okumuş ve ondan etkilenmiştir. Atatürk'ün kaleme aldığı ve 1927 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde okuduğu "Nutuk" adlı eseri, Atatürk'ün en büyük edebî eseridir. Yazmış olduğu "Oğuz Oğulları" adlı şiir de Atatürk'ün şiir konusundaki yeteneğini sergileyen ve her Türk'ün okuması gereken bir eserdir. Atatürk, şiir ve edebiyat dışında müziğe de büyük bir ilgi duymuştur. Şarkı ve türküleri dinlemekten büyük bir zevk alan Atatürk, zaman zaman okunan şarkılara eşlik etmiş, oynanan halk oyunlarına katılmıştır. Bazı Rumeli türküleri, onun sesinden notalara dökülmüş ve müzik repertuarımızda yer almıştır.

Atatürk, askerî ataşe olarak Sofya'da görevli bulunduğu dönemde çok sesli müziğe ilgi duymaya başlamıştır. Klâsik müzik konserlerine ve operalara giderek bu müzik türlerini tanıma fırsatı bulmuştur. Cumhuriyetin ilânından sonra, ülkemizde bu müzik türlerinin sevilmesini ve müzik kültürümüzde yer almasını sağlamak amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Ülkemizde müzik sanatının gelişmesi için bütün olanaklar kullanmıştır. Atatürk'ün zamanında yapılmış bazı binaların güzelliği, ülkemizdeki çağdaşlaşma hareketini ifade edebilecek nitelik taşımaktadır. Ayrıca mimarî eserlerin korunmasına verdiği önem de Atatürk'ün mimarîye olan ilgisinin önemli kanıtlarındandır. Atatürk'ün, tiyatro, bale, edebiyat, heykeltıraşlık, mimarî, resim, müzik gibi sanat dallarıyla ve sanatçılarla ilgilenmesi, onları desteklemesi Atatürk'ün sanatla çok yakın bir ilişki içinde olduğunun göstergesidir. Atatürk, sanatla ilgili düşüncelerini, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmalarında, Çankaya Köşkünde sanatçılarla yaptığı sohbet ve tartışmalarda belirtmiştir. Atatürk'ün bu konuşma ve tartışmalarda dile getirdiği sanatla ilgili düşünceleri, Türk halkına ileti niteliği de taşımaktadır. Atatürk, sanatın tanımını şu sözlerle açıklamıştır: "Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu anlatım sözle olursa şiir, ezgi ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur."

Sanatın, bir toplumun ilerlemesindeki öneminin ve vazgeçilmezliğinin bilincinde olan Atatürk, bu düşüncesini şu sözlerle ifade ediliştir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felâkete mahkûmdur, Dünyada medenî, ileri ve gelişmiş olmak isteyen herhangi bir millet, mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir." Atatürk'ün bu sözleri, sanatla ilgili temel düşüncelerini ifade etmesi bakımından önemlidir. Atatürk'ün sanatçılarla ilgili düşüncelerini ifade ettiği sözleri ise şunlardır: "Sanatçı, toplumda uzun çalışma ve uğraşlardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır." "Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkâr olamazsınız." Büyük bir sanatsever olan Atatürk'ün gönlünde, müziğin ayrı bir yeri vardı. Bu nedenle millî kültürümüzde önemli bir yer tutan güzel sanatlar içinde müziğe ayrı bir önem vermiştir. Müziğin önemiyle ilgili düşüncelerini, şu sözleriyle ifade etmiştir: "Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar, insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut değildir: Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir." Yapılacak inkılâpların başarıya ulaşmasına, müzik alanındaki gelişmeleri ölçü gösteren Atatürk, bu konudaki düşüncelerini şu sözleriyle ifade etmiştir: "Osmanlı müziği, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki büyük devrimleri söyleyecek güçte değildir. Bize yeni müzik gereklidir. Bu müzik, özünü halk müziğinden alan çok sesli bir müzik olacaktır." "Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir."

Atatürk'ü konu alan aşağıdaki marşı öğrenelim. Marşı, sesimizle ve çalgımızla seslendirelim. Atatürk, müziğin önemle ve öncelikle, modern müzik (çok seslilik) kuralları içinde ele alınmasını istemiştir. Bu konuyla ilgili düşüncelerini şu sözleriyle ifade etmiştir: "Arkadaşlar, güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir. "Atatürk, Türk müziğinin evrensel müzikteki yerini bir an önce alması amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Müzik eğitimi görmeleri için çok sayıda öğrenciyi Avrupa'ya göndermiştir. Ankara'da Musiki Muallim Mektebi ile İstanbul'da Sanayi-i Nefise mekteplerinin açılmasını sağlamıştır. Bu konudaki düşüncelerini de şu sözleriyle ifade etmiştir: "Ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce genel son musiki kurallarına göre işlemek gerektir. Ancak bu sayede Türk ulusal musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir."

Cumhuriyet’ in kurulduğu ilk yıllardan itibaren Mustafa Kemal Atatürk’ ün sanata yönelik yapmış olduğu çalışmaların ne kadar önemli olduğunu geldiğimiz bu günlerde anlamışızdır umarım.

Sevgiyle kalın… Sanatsız kalmayın…

YORUM EKLE veya YORUM OKU

 

 

Sizde Bir Müzik Aleti Çalabilirsiniz

Kimin hayali değildir ki bir müzik aleti çalmak. Bugüne kadar böyle bir girişimde bulunmadıysanız şimdi tam zamanı... Müzik, en katı yürekleri bile yumuşatabilen, en sessiz insanı bile canlandırabilen büyülü bir değnek gibi. Müzik dinlemeye herkesin fırsatı var ama bir müzik aleti çalma şerefine hepimiz nail olamıyoruz maalesef. Belki sizin de yıllardır ilgi duyup, çalamadığınız için hayıflandığınız bir enstrüman vardır. Oysa başlamak sanıldığı kadar zor değil. Bunun için iki şeye ihtiyacınız var: Müziği sevmek ve bol pratik yapmak. Klasik müzik, pop-rock, blues, caz, alaturka veya halk müziğine ilgi duyuyor olabilirsiniz. Müzik eğitimine her yaşta başlamak mümkün. Bu alanda Türkiye’nin dört bir yanında ders veren yüzlerce kurum var. Birçoğunda farklı disiplinleri bir arada bulabiliyorsunuz. Her enstrümanın meraklısı var ama tüm yaş gruplarında tüm zamanların en popüleri gitar. Her ne kadar lise yıllarından bir gençlik hevesi gibi görünse de, gerçekte hiç de öyle değil. Yarattığı ses zenginliği, kulağa hoş gelen tonu, yapılabilen müzik türünün fazla olması, taşıma kolaylığı gibi nedenler bunda etkili. Gitar öğrenmek isteyenlerin hepsi aynı tür müziğe ilgi duymuyor. Klasik gitar, akustik gitar, elektro gitar, bas gitar gibi değişik türlerini çalabilir ya da bu aletlerle çalınan Flamenko, rock, blues gibi müzik türlerini deneyebilirsiniz.

Sanat Merkezimizin gitar öğretmenlerinden Can, kendilerine gelen öğrencilerin genellikle pop, rock, blues, funk, caz gibi müzikleri çalabilmek için gitar dersleri aldığını söylüyor: “Bu derslerde tutuş, pena lama tekniği, çeşitli akorlar, diziler ramlar öğretiliyor. Öğrenci hemen bir şarkı çalmaya değil temel teknikleri öğrenmeye yönlendiriliyor. Birkaç hafta sonra basit blues yürüyüşlerini (12 ölçü üzerine dönen bir stil) çalabiliyorlar.” Sadece gitar için değil, tüm enstrümanlar için solfej öğrenmek işin temeli. Önce solfej öğreneceksiniz, sonra okulunuzun uyguladığı metotlarla, çalma tekniklerini öğreneceksiniz. Her okul kendine göre farklı bir gitar metodu kullanabiliyor. Örneğin elektro gitarda, kişiye de bağlı olarak genellikle 6 - 6.5 ayda bir solo parçayı çalar hale geliniyor. Yeni başlayanlara, genelde çok pahalı olmayan bir başlangıç gitarı almaları öneriliyor. Yapacağınız müziği çok tanımadan rastgele bir enstrüman almayın. Bazı kurslar piyano gibi çok yer işgal eden ve pahalı bir enstrümanı almadan önce okulda bunu deneyip piyano çalmayı gerçekten sevip sevmeyeceğinize karar vermenizi öneriyor.

YETENEK ŞART MI ?

Müzik eğitim merkezlerinde piyano, keman, çello, flüt, davul, bağlama, klarnet, saksafon çalabilir, ritim atölyesinden Latin perküsyona, ses eğitiminden müzik prodüksiyonuna kadar müziğin her alanında eğitim alabilirsiniz. Ama ilginin dışında bir de neye yeteneğiniz olduğu konusu var. Yetenek şart mı sorusuna okullar farklı cevaplar veriyor. Bazıları yetenek olmazsa hiçbir şeyin olamayacağını söylerken, bazıları profesyonel müzisyen olmayacaksanız bunun o kadar da önemli olmadığını savunuyor. Kendinize okul seçerken buna da dikkat edin. Müzik kulağınız var mı, ritmik algınız açık mı bunlara bakıyorlar. Belki klasik eğitim veren bir okulu seçeceksiniz, bu durumda okulun sizi yeteneğinize ve yaşınıza göre istediğinizden başka bir enstrümana yönlendirmesi söz konusu olabilir.

ENSTRÜMAN SEÇERKEN

Petekkaya Sanat Atölyesi , kendilerine gelen öğrencilere enstrüman seçerken yaş, vücut ve el yapısı gibi özelliklere baktıklarını söylüyor: “Yedi yaşında bir çocuk yan flüt çalamaz, çünkü nefes yapısı uymaz. Bu yüzden ben bütün çocukların piyano ile başlamasını istiyorum.

Piyano sol ve fa anahtarı öğretiyor. Bir de müzik kulağı var. Bazen kişi çok az duyar ama ritmik anlayışı çok yüksektir. Örneğin az duyuyorsa ve siz onu kemana yönlendirirseniz pek bir şey alamaz. Ya da bazen gitar için geleni bağlamaya yönlendirdiğimiz oluyor.

Bir kişinin istediği enstrümanı çalmadan önce yeteneğini ölçmesi lazım.” Ancak hevesinizi de hemen kırmayın. Birçok okul, önemli olanın sizin isteğiniz olduğunu, müziği seviyorsanız daha çok çalışarak sınırlarınızın en iyisine ulaşabileceğinizi söylüyor. Burada neyi ne kadar öğrenmek istediğiniz konusunda seçim size kalıyor.

GRUPLA MI BİREYSEL Mİ?

Birçok okulda grup dersleri de bireysel dersler de alabilirsiniz. Bazı okullar grup derslerinde sistemli çalışma gerçekleşemediğini ve aynı grup içinde seviye farkları nedeniyle her öğrencinin aynı biçimde faydalanamadığını söylüyor. Birçok enstrümanda, ortalama bir öğrenci, 6-8 aylık kurslar sonunda bir enstrümanı yine “ortalama” olarak çalar hale gelebiliyor. Bazı okullar hiç bir enstrümana başlamamış birine önce piyano dersi ve perküsyon atölyesi veriyor. Petekkaya Sanat Atölyesi piyanoya başlayan öğrencinin ritim kulağının geliştiğini söylüyor. Bu merkezde bu yıl saksafon kursuna ilgi artmış: “Çok uzun bir dönem nefesli çalgılarda sadece yan flüte özenilirdi. Laço Tayfa popüler olduğundan beri klarnet için de istek var. Şimdi caz fusion, partilerde dinlenen müzikler ve yeni new age parçalarda görülen saksafon ağırlığı çok etkili. Saksafon nefesliler içinde zor görünen bir enstrüman. Nefesi tutumlu harcamalısınız. Ama üç ayda temeli alan da var, zaman ayıramadığından 6-7 ayda öğrenen de.”

KİŞİSEL GELİŞİM VE MÜZİK

Müziği kişisel gelişimin “terapi” kısmında kullanan merkezler de var. Rebab, kopuz, ney gibi enstrümanları yoga ve meditasyonun yan unsuru olarak çalabilirsiniz. Kökeni Uygurlara dayanan rebaba ilgi son dönemde çok artmış. Neye duyulan merak da uzun süredir devam ediyor. Fiyatlar alacağınız ders saati ve enstrümana göre farklılık gösteriyor. Aylık 400 - 500 TL gibi bir aralıkta müzik dersleri alabilirsiniz.

GÜZEL ŞARKI SÖYLEMEK İÇİN

Müzikle ilgilenmenin tek yolu bir enstrüman çalmak değil. Şarkı söyleyerek de müzik yapabilirsiniz. Vokal dersi alanlar ilk haftalarda nefes alma şekillerini, diyaframı kullanmayı ve seçtikleri türe göre şarkılar söylemeyi öğreniyorlar. Bazı okullar bunu karaoke düzeneği ile yapıyor. Öğrenciler öğrendikleri teknikleri şarkı söylerken uyguluyorlar. Böylece hem teori bilgisi alıp hem de uygulama yapıyorlar. Eğer ses eğitimi alacaksanız sesinize özen göstermeyi de öğrenmelisiniz. Herkes hoşlandığı müzik tarzını dinleyip onu seslendirmek ister, ama işin uzmanları bunun yerine, farklı tarzları da dinlemek gerektiğini söylüyor.

Mutfakta yemeğinizi yaparken mırıldandığınız ezgiler yemeğinize ayrı güzel tatlar katabilir. Müziğin ruh güzelliğine etkisi kaçınılmaz. Ruhen güzel olan güzel işler yapar.

Sevgiyle kalın…

 

YORUM EKLE veya YORUM OKU

Bumerang - Yazarkafe